HAKSEN Hukuk Müşaviri Av.Gökhan Candoğan, referandum sonucu kabul edilen Anayasa değişikliğine göre sendikaların üyeleri adına yargıya başvuru yapmalarını engelleyen bir hüküm bulunmadığını belirtti.
Candoğan şu görüşleri dile getirdi;
5982 sayılı yasa ile Anayasanın bazı hükümlerinin değiştirilmesi öngörülmüş olup, bu düzenleme referandum sonucunda kabul edilmiştir. Bu değişikliklerden birisi de, kamu görevlileri sendikalarına toplu sözleşme hakkının tanınmasıdır.
Nitekim, 5982 sayılı yasanın 6.maddesi ile, TC.Anayasası’nın 53.maddesinin kenar başlığı “A.Toplu iş Sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” olarak değiştirilmiş ve maddenin üç ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. Yürülükten kaldırılan 3.fıkrada,
128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ile üst kuruluşlar, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. ..hükmü yer almaktadır.
Kaldırılan hükümde, Sendikaların, “üyeleri adına yargı mercilerine başvurma” hakkının da yer alması, değişiklikten sonra Sendikalar üyeleri adına dava açamayacak mı, sorusunu gündeme getirmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, örgütlenme hakkının, yani Sendika kurma hakkının tanınması, kendiliğinden, bir dizi temel hakkı da beraberinde getirmektedir. Örgütlenme hakkının tanınması, sadece Sendika tabelasının asılabilmesi anlamına gelmez, bu hakkın özünü oluşturan, olmaz ise olmazı olan yetki ve faaliyetlerin de tanınması gerekir. Sendikanın, üyesi adına dava açma/hukuki temsil hakkını kullanması da bu yetkilerden birisidir.
Anayasalar, temel metinler olarak, ayrıntılı düzenlemeler içermemelidir. Hakkın tanınması, özünün ortaya konulması ile uygulamaya dair düzenlemelerin yasalar ile yapılması esastır. Ayrıca, hak ve özgürlükler açısından, yasaklanmayan faaliyet/yetkilerin varlığının kabulü temel yaklaşımdır.
Nitekim, Anayasanın 51.maddesi “sendika kurma hakkı”nı içermekte ve gerek işçi sendikaları gerekse de kamu görevlileri sendikalarının bu haklarını kullanmalarına dair usul ve esasların yasayla düzenleneceği kabul edilmiştir.
Bu hüküm doğrultusunda, işçi sendikaları için 2821 sayılı Sendikalar Yasası kabul edilmiş ve yasanın “Sendikaların çalışma hayatına ilişkin faaliyetleri” başlıklı 32’nci maddesinin 3’üncü bendinde, sendikaların çalışma hayatından, mevzuattan, toplu iş sözleşmesinden, örf ve adetten doğan hususlarda işçileri ve işverenleri temsilen veya yazılı başvuruları üzerine, nakliye, neşir veya adi şirket mukaveleleri ile hizmet akdinden doğan hakları ve sigorta haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsilen davaya ve bu münasebetle açtığı davadan ötürü husumete ehil olabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Aynı şekilde, kamu görevlilerinin kurdukları sendikalar ile ilgili 4688 sayılı yasa kabul edilmiş ve bu yasanın 19’uncu maddesinin (f) fıkrasında yer alan, “Üyelerin idare ile doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecede yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak” hükmü ile Sendikaların üyeleri adına dava açıp takip edebilecekler, açıkça düzenlenmiştir.
Sendika kurma hakkının özünü oluşturan, Sendikaların, üyelerinin istek ve verdikleri yetki doğrultusunda, üyeleri adına dava açma/takip etme yetkisinin, Anayasanın 53 üncü maddesinin (3) nolu fıkrasının kaldırılmasıyla ortadan kalkması mümkün değildir. Aksi bir düşünce ile bu yetkinin kalktığını kabul etmek, sendika kurma/örgütlenme hakkının ihlali ile İLO Sözleşmelerinin tanınmaması anlamına gelecektir.





