Haksen Bölge Toplantısı Eskişehir’de yapıldı

0
96

Kamu Çalışanları Hak Sendikaları Konfederasyonu(HAKSEN), Eskişehir Bölge Toplantısı Tepebaşı Belediyesi Özdilek Sanat Merkezi’nde yapıldı.

Eskişehir Bölge Toplantısına;  HAKSEN Konfederasyonu Başkanı Ayhan Çivi,  Eğitim Hak-Sen Genel Başkanı Hanifi Gökçek, Sağlık Hak-Sen Genel Başkanı Selahattin Karaca , TOÇ Hak-Sen Genel Başkanı Necmettin Akarslan Haber Hak-Sen Genel Başkanı Yılmaz Kaya, Kültür Haksen Genel Başkanı Suna Bayram, , Tüm Üni-Sen Genel Başkanı Mecbur Bodur,  Din Gönülleri Sendika Genel Başkanı Ahmet Nusret Aydın, Eğitim Haksen Genel Başkan Yardımcısı Erdinç Toptaş, UDEM Haksen Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Sönmez, Sağlık Haksen Genel Başkan Yardımcısı Cavit Canpolat, Büro Haksen Genel Başkan Yardımcısı Özgür Tuncer, , Hak-Sen Konfederasyonu Eskişehir İl Başkanı Yavuz Toptaş ve sendikalarımızın temsilci ve üyeleri katıldı.

Toplantıda; Sendikaların Genel Başkanlarının konuşmalarının ardından sendika üyeleri sorun, görüş ve taleplerini dile getirdiler.

HAKSEN genel başkanı Ayhan Çivi bölge toplantısının açılış konuşmasını yaparak, Eskişehir’de 1 yıllık mazileri olduğunu belirterek, Eskişehir’de görev yapan üyelerine sağlıklı hizmet yapan bir yapıyı oluşturduklarını söyledi.

Ülkede çalışan tüm kamu emekçilerinin ve emeklilerin haklarını korumak için mücadele ettiklerini belirten Çivi şunları söyledi:

“10 yıllık boyunca ilkelerimizden hiç sapmadık, mücadelemize devam ediyoruz. HAKSEN  neden var oldu? Türkiye’de memur sendikacılığının olmadığına inandığımız için kurulduk. Çalışanları birleştirme yerine ayrıştırmayı tercih ettiler.  Çalışanların haklarını aramak yerine kendi haklarını aramayı tercih ettiler. Çalışanların bahçesi olmak yerine siyasi partilerin arka bahçeleri olmayı tercih ettiler. HAKSEN memurun arka bahçesidir bundan sonra böyle kalacaktır.

Sendikalar çalışanların haklarını aramak, korumak ve geliştirmek için vardır. Son üç toplu sözleşmelere baktığımızda çalışanların daha da yoksullaştığı, yeni kazanımları olmadığı gibi var olan bir çok hakların kaybedildiğini görüyoruz. Enflasyon kaçıyor, memur ve emekliler kovalıyor. Biz enflasyon farkının oluştuğu aylarda bu farkın ödenmesini istiyoruz.  Maaş artışlarının Ocak ayında tek seferde yapılmalı. Merkez bankasının önerileri değil hayat gerçekleri ile artışlar yapılmalı.”

 Haksen Genel Başkanı Ayhan Çivi, konuşmasın söyle devam etti;

KAMU SENDİKACILIĞININ DURUMUNDAN KAYGI DUYUYORUZ

Kamu çalışanlarının, 80’li yılların sonunda büyük bir inanç ve umutla başlattığı sendikal mücadelesi neredeyse 30 yılını tamamlayacak. Bu mücadelenin son 20 yılında sorumluluk alarak tanıklık eden bir kardeşiniz olarak, memur sendikacılığının halen içinde bulunduğu durumdan kaygı ve üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum. Kamu çalışanlarının çoluğuna, çocuğuna ve evine biraz daha fazla ekmek götürmek, çalışırken ve emekliliğinde insanlık onuruna yakışan bir hayat sürmek için tek sığınacak şemsiyesi olan sendikalar, su almaktadır. Çalışanların hak ve hukukunu korumak ve geliştirmek yerine siyasi iktidarların amaçları ve politikaları doğrultusunda hareket etmektedir. Tüm kamu çalışanlarını kapsayıcı olmaktan uzak, siyasi ve ideolojik referanslarla faaliyetlerini sürdürmektedirler.

SENDİKAL HAKLAR EVRENSEL DEĞERLERİN ÇOK GERİSİNDEDİR

Kamu çalışanlarının yasal anlamda bir dayanağı olsun diye büyük bir mücadele ve emeklerle 2001 yılında çıkarılan kamu görevlileri sendikaları kanunu ile getirilen sendikal haklar, aradan geçen 18 yılda bir arpa boyu yol alamamıştır. Yasa’da yapılan değişiklikler sözde değişiklikler göstermelik düzenlemeler olmaktan öteye gidememiştir. Gerek memurların bireysel anlamda sendikal haklarının kullanımı, gerekse sendikaların yönetime katılma ve toplu pazarlık hakları evrensel düzenlemelerin çok gerisindedir.

SENDİKA TERCİHLERİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALIDIR

Memurun sendikasını özgür bir şekilde seçmesinin önünde çok ciddi psikolojik ve fiziksel engeller bulunmaktadır. İşçilerimiz, sendikal üyelik ve çekilme işlemlerini 2012 yılında yapılan yasal düzenleme sonucu e-Devlet sistemi üzerinden yapabilmektedir. Söz konusu yasanın gerekçesinde; bireysel sendikal özgürlükler kapsamında çalışanların üyelik ve çekilme işlemlerinin basit ve ekonomik bir yöntem olarak e-Devlet sisteminden yapılmasının amaçlandığı belirtilmektedir. Maalesef kamu görevlileri 18 yıl önce yapılan düzenleme gereğince sendika üyelik ve çekilme işlemlerini hala matbu formalar ise ıslak imzalı olarak fiziksel ortamda yapmak zorunda bırakılmaktadır.Bu çifte standart ve ayrımcılık bile iktidarların memurlara bakış açısını net bir şekilde yansıtmaktadır. İşçilerimizin bireysel sendikal tercihlerine verilen değer, memurlardan esirgenmektedir.

SENDİKALAR KENDİ ASLİ GÖREVLERİNİ YAPMALIDIR

Kamuda çoğunluğu elinde bulunduran sendikaların memur ve emeklilerinin hak ve menfaatlerini korumak yerine kamuda terfi, tayin ve atama işlerine müdahil olarak kamu yönetimine katılmak gibi kötü alışkanlıklar edindiğini görüyoruz. Gerek siyasilerin gerekse kamu yönetiminin rolünü kaparak, kendisini onların yerine koyarak hareket etmeleri kamu yönetimini zaafa düşürmekte ve liyakat sisteminin işlemesini engellemektedir.

ENFLASYON KAÇIYOR MEMUR VE EMEKLİ PEŞİNDEN KOŞUYOR

 4688 sayılı Yasa’da yönetime katılma başlığı altında yapılan; işyeri temsilciliği, kurum idari kurulu, kamu personeli danışma kurulu düzenlemeleri gerçek manada sendikaların sosyal taraf olarak yönetime katılmasına izin vermemektedir. Bu bahsedilen kurullar sadece görüş ve öneri sunan, hukuki sonuç doğuran hiçbir karar alamayan niteliktedir.

2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği nedeniyle 2012 yılında yapılan düzenleme ile kamu görevlileri sendikalarına toplu sözleşme hakkı verilmiştir. Ancak, bu hakkın kullanımıyla ilgili hem mevzuattan hem de yetkili sendikanın tutumundan kaynaklanan sorunlar bulunmaktadır. 2013-2015-2017 yıllarında yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde ve sonuçlarında bu sorunları görmekteyiz. Toplu sözleşmede varılan mutabakat ile yapılan maaş artışları 2016 yılı dışında enflasyonun altında kalmıştır. Adeta enflasyon kaçmış, memur ve

MEMUR VE EMEKLİLERİNİN KAYBI TELAFİ EDİLMELİDİR

Memur ve emeklilerinin yaşamlarını devam ettirebilmeleri ve aile sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için ücret kayıplarının yıl sonu beklenmeden telafi edilmesi gerekmektedir. Yıl sonunda verilecek enflasyon farkı reel olarak bu kayıpları telafi etmeyecektir. Ayrıca 2019 yılında verilecek olan yüzde 4+5 maaş artışının da enflasyonun gerisinde olacağı görülmektedir. Bu artışların da bütçe kanunu ile yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.

EK GÖSTERGE DÜZENLEMESİ TÜM KAMU ÇALIŞANLARI İÇİN YAPILMALIDIR

Seçim vaatleri arasında yer alan bazı hizmet sınıflarında görev yapan kamu görevlilerine 3600 ek gösterge verilmesine ilişkin çalışmaların tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde yapılması gerekmektedir. Zira, bazı kamu görevlilerine özel olarak yapılacak düzenlemeler kamuda yeni sorunlara neden olacağı gibi çalışma barışını da bozacaktır. Ek gösterge, kamu görevlilerinin emekli aylığı ve ikramiyesini artıran bir kalemdir. Bu nedenle, filen çalışırken yapılan ek ödemelerin taban aylığına yansıtılması halinde tüm çalışanların emekli aylığı ve ikramiyeleri de artacaktır. Bu şekilde yapılacak bir düzenleme ile tüm kamu görevlilerinin beklentisi karşılanmış olacaktır.

TÜM SÖZLEŞMELİ PERSONEL KADROYA ALINMALIDIR

Kamuda farklı statülerde personel istihdam edilmesi beraberinde yeni sorunlar ve mağduriyetler yaratmakta, çalışma barışını bozmaktadır. 4/C statüsünden 4/B statüsüne geçirilen personelin mali ve sosyal haklarında kısıtlamaya gidilmiştir. 4/B içinde yeni bir statü oluşturan bu düzenlemenin yerine mevcut 4/B statüsünde çalışan personel ile aynı hakların verilmesi gerekiyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında aynı kurumda aynı odada çalışan personel arasındaki statü farklılığının ortadan kaldırılması için tüm sözleşmeli personelin kadrolu personel statüsüne alınmasını istiyoruz.

YARDIMCI HİZMETLİ PERSONEL GİH’E ALINMALIDIR

Kamuda yardımcı hizmetleri yerine getiren 450 bin civarındaki taşeron işçilerinin kadrolu kamu işçisi yapılmaları ile birlikte yardımcı hizmetler sınıfındaki kamu personelinin de genel idari hizmetlere alınması kamu yararı açısından ve mağduriyetlerinin giderilmesi için yerinde bir uygulama olacaktır.

ÜNİVERSİTE İDARİ PERSONELİNİN NAKİL SORUNU ÇÖZÜLMELİDİR

Üniversitelerde görev yapan idari personelin en önemli sıkıntılarından biri de nakil ve tayinlerde yaşadıkları zorluklardır. Bu konuda tüm idari personeli kapsayacak genel bir düzenlemenin bulunmaması, personelin üniversiteler arasındaki naklini neredeyse imkansız hale getirmektedir. İdari personelin aile bütünlüğünü sağlayacak, çeşitli nedenlerle nakil ihtiyacını giderecek bir yasal düzenlemenin yapılmasını istiyoruz.

ÇALIŞANLARIN GELİR VERGİSİ ORANLARININ DÜŞÜRÜLMESİ

Kamu çalışanlarının maaşlarından yapılan gelir vergisi oranlarının yüksekliği ve vergi matrahı dilimlerinin düşük tutulması nedeniyle yapılan maaş artışları tam olarak yansımamaktadır. Yılın ikinci altı ayı için verilen maaş artışı gelir vergisi ile geri alınmaktadır. Bu nedenle, gelir vergisi oranlarının düşürülerek, vergi matrahı dilimlerinin artırılması halinde yapılan artışlar tam olarak maaşlara yansımış olacaktır.

HARCIRAH VE FAZLA MESAİ ÜCRETLERİ ARTIRILMALIDIR

Halen harcırahlı görevlere giden memurlara ödenen günlük harcırah miktarları hayatın gerçeklerinin çok gerisinde kalmıştır. Verilen gündelikler personelin günlük beslenme ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Aynı şekilde fazla çalışma ücreti de komik rakamlar üzerinden ödenmektedir. Bu nedenle, günümüz ekonomik koşullarına uygun olarak artırılmalıdır.

YEMEK VE KREŞ HİZMETLERİ ÜCRETSİZ VERİLMELİDİR

Kamu personeline yapılan yemek yardımının bazı şartlara göre yapılmasından dolayı özelikle kurumların taşra teşkilatında görev yapan personel yemek yardımı alamamaktadır. 32 yıl önce çıkarılan bir yönetmelikle yapılan yemek yardımının günümüz koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

AİLE YARDIMI EMEKLİLİKTE DE VERİLMELİDİR

Eşi çalışmayan kamu çalışanlarına çalışma süreleri boyunca ödenen aile ve çocuk yardımı, emekli olmaları halinde kesilmektedir. Bu durum emekliliğin cazip hale getirilmesinin önünde büyük bir engel oluşturmaktadır. Emeklilere de aile yardımı ödenmesi ile hem emekli maaşlarında iyileştirme sağlanacak hem de emeklilik teşvik edilmiş olacaktır.

MEMURLARIN “YEŞİL PASAPORT” ŞARTLARININ YENİDEN DÜZENLENMESİ

Anayasamızın eşitlik ilkesi uyarınca, yeşil pasaport hakkının elde edilmesi konusunda tüm memurları kapsayacak bir düzenleme yapılarak dereceler yerine hizmet sürelerinin esas alınması gerekmektedir.

SERVİS İMKANI BULUNMAYAN PERSONELE ULAŞIM KARTI VERİLMESİ

Kamu Kurum ve Kuruluşlarının merkez teşkilatında görev yapan memurlara işe geliş gidişlerinde servis imkanı verilmekte, servisi bulunmayan kurumların personeline ise belediyelerin toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanmaları için ulaşım kartı verilmektedir. Bu nedenle, servis imkanı bulunmayan kamu personeline belediyelerin toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanmaları için ulaşım kartı verilmesini istiyoruz.

İZİNLERİN İŞ GÜNÜ HESABINA GÖRE VERİLMESİ

Devlet memurlarının kullandıkları yıllık veya mazeret izinlerin resmi tatil günlerini de kapsaması halinde izinden sayılmaktadır. Bu durum, memurların izinlerinde hak kaybına neden olmaktadır. Bu mağduriyetin önlenmesi için izinlerin iş günü hesabına verilmesi hak kaybını önleyecektir.